Hava Durumu

MEDENİ KANUN’NUN 100. YILINDA BİZ NEREDEYİZ?

Yazının Giriş Tarihi: 23.02.2026 12:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.02.2026 12:59

Bizce asıl soru budur…

Lütfen bu yazıyı bir sorgulama denemesi olarak okuyun.

Şimdi…Konunun ortasından meselenin özüne [biraz] dokunalım:

Medeni Kanun ilk olarak Roma Hukuku’nda ortaya çıkmış.

Hukuk fakültesi 1.sınıf derslerinde böyle okunuyor.

İlk kanununun adı: Corpus Iuris Civilis

Kelime kelime çevrildiğinde:

Codex = kanun kitabı / yasa derlemesi Civilis = yurttaşa ilişkin, yurttaşlara ait

Dolayısıyla kelime anlamı bakımından gerçekten de
“Yurttaşlara ilişkin kanun” ya da daha serbest bir çeviriyle
“Yurttaşlar kanunu” anlamına geliyor.

Bugünün dünyasında da tüm uygar ülkelerde kanunun adı: Yurttaşlar yasası.

Peki Mustafa Kemal Paşa niçin bu çok önemli yasanın adını değiştirmiş?

Önemli bir sorudur bu:

Niçin Yurttaşlar yasası bize gelince “Medeni” Kanun oluvermiş?

İşte yaşadığımız uygarlık devriminin kilit sorusu budur.

Yanıt;

- Çünkü bu kanun ülkemize, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş sürecinde medeniyet yani, uygarlık taşımayı amaçlamıştır.

Taşıyabilmiş midir?

Yanıt;

- Biz ona sahip çıkabildiğimiz kadarıyla, evet!

Çünkü Türk Medeni Kanunu, toplumsal devrimimizin sessiz Anayasa’sıdır!

1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu, yalnızca bir kanun değişikliği değildir.

Devrim niteliğinde bir zihniyet değişikliğidir.

Devletin laikleşmesi neyse, bireyin hukuk karşısında özne haline gelmesi de odur.

1. KULLUKTAN YURTTAŞLIĞA GEÇİŞ

Osmanlı’daki kişisel statü düzeni – din temelli, cemaat temelli yapı – bireyi hukuk önünde eşit bir özne olarak tanımıyordu. Medeni Kanun:

Kadını erkeğe eşit mirasçı yaptı Tek eşliliği zorunlu kıldı Resmî nikâhı şart koştu Kadına boşanma ve mal hakkı tanıdı Aileyi dinsel normlardan çıkarıp hukukun alanına taşıdı

Bu, yalnızca bir “kanun reformu” değil; bireyin akıl ve irade sahibi bir hukuk süjesi olarak tanınmasıydı.

2. KADIN DEVRİMİNİN HUKUKİ TEMELİ

Medeni Kanun olmadan kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmesi eksik kalırdı.

Çünkü önce aile içinde eşitlik sağlandı.

Türk Medeni Kanunu, kadın-erkek eşitliğini soyut bir ideal olmaktan çıkarıp somut bir hak rejimine dönüştürdü. Bu yönüyle, Cumhuriyet devrimlerinin en radikali belki de budur:
Siyasetten önce özel hayatı dönüştürmek.

3. HUKUKUN DÜNYEVİLEŞMESİ

Medeni Kanun’la birlikte:

Nikâh dinî bir merasim olmaktan çıktı. Miras kuralları vahiyden değil kanundan doğdu. Evlatlık, velayet, vesayet gibi kurumlar rasyonel temele oturdu.

Bu, hukukun gökten yere inip, dünyevileşmesidir.

Yani “insan için hukuk” anlayışının yerleşmesidir.

4. 100 YIL SONRA NEREDEYİZ?

100 yıl sonra Medeni Kanun hâlâ Türkiye’nin laik hukuk düzeninin omurgasıdır.

Ancak:

Aile hukuku üzerinden yürütülen ideolojik tartışmalar, Kadın cinayetleri Eşitlik karşıtı söylemler

Bize şunu gösteriyor:

Kanun yapılır ama zihniyet sürekli savunulmak zorundadır.

Medeni Kanun bir metin değil; bir medeniyet tercihi meselesidir.

Belki de 100. yılda asıl soru şu:

Biz Medeni Kanun’un sağladığı eşitlik ve laiklik zeminini ne kadar içselleştirdik?

Ve belki de asıl mesele bugün şu sorunun yanıtında gizlidir:

- Biz gerçekleşen bu devrimci zihniyet tercihinin ne tarafındayız?

Bu tercihin hayatımızdan koparılmasına karşı ne ölçüde direnç gösteriyoruz?

Formun Üstü

Formun Altı

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.