Hava Durumu

BOLLUK VE BOL GELME

Yazının Giriş Tarihi: 14.01.2026 16:32
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.01.2026 16:39

Yepyeni, gıcır gıcır bir giysi alırsınız üzerinize…
Kumaşı iyi, biçimi güzel, karşıdan baktığınızda görünümü şık…
Ama iyi ölçüp biçmediniz mi… Bedenini bol gelebilir.
Üzerinizden sarkıp, sakalet bir görüntü çizebilir.
Bu, insan ilişkilerinde de böyledir.
Bazı insanlar, bazı insanlara bol gelebilir.
Bazı insanların kafalarında oluşan kültür birikimi bazı diğer
insanların kafalarında gerginlikler yaratıp, bolluk yaratabilir.
Bazı gönüllerin ferahlığı ve dinginliği o diğer insanların ruhlarında
habis çökeltiler yaratabilir.
Bu bol gelme oluşumu aslında bir bolluk değildir: Kıtlıktır!
Yoksulluktur, acizliktir.
Acınası bir bireysel sonuç ve nihayetinde, toplumsal bir zafiyetin
köküdür; kökenidir.
Gerçek bolluk, karşılıksız verme erdemini içine sindirerek, kişiliği
haline getirmiş insan malzemelerinin yoğunluğu ile sağlanabilir.
Yoksulluk ise; bencil, hırs küpü, kaba ve karanlık insanlar
topluluğunun yaşamsal sonucudur. [Ve belki de sorunudur]
Düşmanlık duygusu, bireysel yoksulluğun ikinci perdesinde yer
alır.
Birinci perdede riya, yalakalık, yüze gülüp/arka sıvazlama vardır.
İkinci perdenin sonunda da acıklı, dramatik bir “son” yazılıdır
senaryoda…
Mesele işte bu noktadadır:
- Bu senaryoyu değiştirmek mümkün müdür?
Teorik olarak, evet…
Ama önemli olan pratiktir.
Ve tam da bu süreçte önemli kavşak önümüze çıkar:
- Bu senaryoyu değiştirme umudu yoksa, insan hayatı karanlık
bir dehlize gömülür.

Oysa bu sorunun yanıtı şöyle olmalıdır:
- Vardır!
- Olmalıdır…
- Bu senaryo değişmelidir; değiştirilmelidir;
değiştirilebilmelidir…
Gerçek anlamda siyaset de, eğitim de, gelişme de işte bu umudu
insanların gönüllerine ekmek; bilinçlerini bilemek içindir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.