Tabii ki Cumhuriyetin kuruluş döneminin koşulları ile bugünün beklentileri ile oldukça farklıdır.
Ve işte bizler de bu noktadan hareketle “Atatürk İlkeleri”ni bugünün koşul ve beklentilerine göre yeniden sorgulamak ve uyarlamak durumundayız. Çünkü, öncelikle “inkılapçılık” ilkesi bizlere bunu önermektedir…
Biz de bu yazımızda bunu yapmaya çalıştık:
1. Cumhuriyetçilik: Yurttaşın yönetime katılması ve yönetimi denetleyebilmesi...
Cumhuriyetçiliğin temelinde egemenliğin bir kişiye, hanedana veya ayrıcalıklı zümreye ait olmaması bulunur. İktidarın hukukla sınırlandırılması ve hesap verebilirliği ön şarttır.
2. Milliyetçilik: Bağımsızlık ile eşit yurttaşlığı birlikte korumak…
Atatürk’ün millet anlayışının önemli dayanaklarından biri, Cumhuriyeti kuran halkın ortak sosyal ve siyasal aidiyetidir. Yani, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkı, Türk milleti”dir.
Milliyetçilik, bir ulus içinde yaşayan bireylerin dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı kendilerini koruma refleksidir; bu konuda oluşturdukları birlikteliğin ideolojisidir. Asla ırkçılık olarak istismar edilemez.
3. Halkçılık: Sosyal ve ekonomik eşitliği yaşanabilir hâle getirmek…
Halkçılığın tarihsel çerçevesinde kişi, aile ve zümre ayrıcalıklarına karşı çıkış… Kanun önünde eşitlik ve yönetime katılma düşüncesi mevcuttur.
Eğitim hakkının varlığı kadar eğitimin niteliği; sağlık hizmetinin bulunması kadar ona zamanında ulaşabilme imkanı ve kişisel ve siyasal haklarının savunulması ve benzeri ekonomik engellerin kaldırılması…vs gibi sosyal devletin tüm gerekliliklerini kapsar.
4. Devletçilik: Kamusal ihtiyaçları karşılayan, yetkin ve denetlenebilir bir devlet…
Atatürk’ün devletçilik açıklamalarında özel girişime de yer verilirken, ülkenin karşılanamamış büyük ihtiyaçları karşısında devlete ekonomik görevler yüklenmektedir…
Bugünkü yorumda ise devletçiliğin temel ölçüsü, kamu yararı için hangi görevlerin, hangi araçlarla ve ne ölçüde yerine getirildiği, olmalıdır.
Dolayısıyla devletçilik bugün, kamu kaynaklarının şeffaf kullanılması ve kurumların uzmanlıkla yönetilmesi sorumluluğunu da içerir.
5. Laiklik: İnanç özgürlüğünün güvencesi…
Laikliğin günümüzdeki en temel ölçütü, dini inançların siyasetten arındırılmasıdır… Ayrıca laiklik ilkesi, herkesin inancını, inancını değiştirme veya herhangi bir dine inanmama özgürlüğünü güvence altında alma imkan ve özgürlüğünü korumaktır.
Devletin yurttaşa yaklaşımı, onun dinine veya mezhebine göre değişmemelidir.
Bir sağlık politikasının gerekçesi bilimsel bilgiyle; bir eğitim politikasının gerekçesi çocuğun gelişimi ve eğitim hakkıyla; bir yargı kararının gerekçesi hukukla açıklanmalıdır.
6. İnkılapçılık: Yeni sorunlar karşısında düşünceyi ve kurumları yenileyebilmek…
İnkılapçılığı bugün, toplumun ihtiyaçları değiştikçe kurumlarını ve yöntemlerini akıl, bilim ve insan hakları ışığında yenileyebilmesi olarak yorumlamak gerekir.
Ancak her değişiklik ilerleme değildir. Bir yeniliği değerlendirirken şu sorular sorulmalıdır: İnsanların özgürlüğünü artırıyor mu? Eşitsizliği azaltıyor mu? Bilimsel dayanağı var mı?
Sonuç olarak… Atatürk İlkeleri ışığında günümüzü sorguladığımızda temel unsurun, bu sorulara ve içeriğe uygulamada verilecek yanıtlar ve nesnel uygulama ortamında atılan inandırıcı ve ciddi adımlar olduğu görülmelidir.
“Tören Atatürkçülüğü” içine gömülüp sorunu nutuk edebiyatları ile geçiştirmek hiç değil…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Faruk Haksal
ATATÜRK İLKELERİ VE BUGÜNÜN GERÇEKLERİ
Tabii ki Cumhuriyetin kuruluş döneminin koşulları ile bugünün beklentileri ile oldukça farklıdır.
Ve işte bizler de bu noktadan hareketle “Atatürk İlkeleri”ni bugünün koşul ve beklentilerine göre yeniden sorgulamak ve uyarlamak durumundayız. Çünkü, öncelikle “inkılapçılık” ilkesi bizlere bunu önermektedir…
Biz de bu yazımızda bunu yapmaya çalıştık:
1. Cumhuriyetçilik: Yurttaşın yönetime katılması ve yönetimi denetleyebilmesi...
Cumhuriyetçiliğin temelinde egemenliğin bir kişiye, hanedana veya ayrıcalıklı zümreye ait olmaması bulunur. İktidarın hukukla sınırlandırılması ve hesap verebilirliği ön şarttır.
Cumhuriyetin yurttaşı, kamusal kararların gerekçesini sorabilmeli, sorgulayabilmeli ve yöneticileri özgürce eleştirebilmelidir.
2. Milliyetçilik: Bağımsızlık ile eşit yurttaşlığı birlikte korumak…
Atatürk’ün millet anlayışının önemli dayanaklarından biri, Cumhuriyeti kuran halkın ortak sosyal ve siyasal aidiyetidir. Yani, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkı, Türk milleti”dir.
Milliyetçilik, bir ulus içinde yaşayan bireylerin dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı kendilerini koruma refleksidir; bu konuda oluşturdukları birlikteliğin ideolojisidir. Asla ırkçılık olarak istismar edilemez.
3. Halkçılık: Sosyal ve ekonomik eşitliği yaşanabilir hâle getirmek…
Halkçılığın tarihsel çerçevesinde kişi, aile ve zümre ayrıcalıklarına karşı çıkış… Kanun önünde eşitlik ve yönetime katılma düşüncesi mevcuttur.
Eğitim hakkının varlığı kadar eğitimin niteliği; sağlık hizmetinin bulunması kadar ona zamanında ulaşabilme imkanı ve kişisel ve siyasal haklarının savunulması ve benzeri ekonomik engellerin kaldırılması…vs gibi sosyal devletin tüm gerekliliklerini kapsar.
4. Devletçilik: Kamusal ihtiyaçları karşılayan, yetkin ve denetlenebilir bir devlet…
Atatürk’ün devletçilik açıklamalarında özel girişime de yer verilirken, ülkenin karşılanamamış büyük ihtiyaçları karşısında devlete ekonomik görevler yüklenmektedir…
Bugünkü yorumda ise devletçiliğin temel ölçüsü, kamu yararı için hangi görevlerin, hangi araçlarla ve ne ölçüde yerine getirildiği, olmalıdır.
Dolayısıyla devletçilik bugün, kamu kaynaklarının şeffaf kullanılması ve kurumların uzmanlıkla yönetilmesi sorumluluğunu da içerir.
5. Laiklik: İnanç özgürlüğünün güvencesi…
Laikliğin günümüzdeki en temel ölçütü, dini inançların siyasetten arındırılmasıdır… Ayrıca laiklik ilkesi, herkesin inancını, inancını değiştirme veya herhangi bir dine inanmama özgürlüğünü güvence altında alma imkan ve özgürlüğünü korumaktır.
Devletin yurttaşa yaklaşımı, onun dinine veya mezhebine göre değişmemelidir.
Bir sağlık politikasının gerekçesi bilimsel bilgiyle; bir eğitim politikasının gerekçesi çocuğun gelişimi ve eğitim hakkıyla; bir yargı kararının gerekçesi hukukla açıklanmalıdır.
6. İnkılapçılık: Yeni sorunlar karşısında düşünceyi ve kurumları yenileyebilmek…
İnkılapçılığı bugün, toplumun ihtiyaçları değiştikçe kurumlarını ve yöntemlerini akıl, bilim ve insan hakları ışığında yenileyebilmesi olarak yorumlamak gerekir.
Ancak her değişiklik ilerleme değildir. Bir yeniliği değerlendirirken şu sorular sorulmalıdır: İnsanların özgürlüğünü artırıyor mu? Eşitsizliği azaltıyor mu? Bilimsel dayanağı var mı?
Sonuç olarak… Atatürk İlkeleri ışığında günümüzü sorguladığımızda temel unsurun, bu sorulara ve içeriğe uygulamada verilecek yanıtlar ve nesnel uygulama ortamında atılan inandırıcı ve ciddi adımlar olduğu görülmelidir.
“Tören Atatürkçülüğü” içine gömülüp sorunu nutuk edebiyatları ile geçiştirmek hiç değil…