Cumhuriyetimizin 100. yılını öyle ya da böyle, ama kendi imkanlarımızla ve bizzat düzenlediğimiz coşku yüklü etkinliklerimizle kutladık.

Belki de resmi engellemeler daha da etkili oldu ve gayrı resmi, yani kendiliğinden gelişen inisiyatifleri tetikledi.

Atatürk büstüne çelenklerimizi koyduk. Saygı duruşunda bulunduk ve Bağımsızlık Marşı’mızı hep bir ağızdan söyledik.

İşte bu satırları karalamakta olan kişi olarak ben de yaşamakta olduğum Didim’in Akbük mahallesinde ağır adımlarla evime dönerken zihnime takılan birkaç notu sizlere iletmek istedim:

Zihin takıntısı 1:

 Saygı duruşu kimler için yapılıyor?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ve şehitlerimiz…

Oysa benim zihnim şöyle diyor:

-        Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah ve DAVA arkadaşları sonra da şehitlerimiz…

Çünkü eğer biz “Cumhuriyet”i kutluyorsak… Atamızın silah arkadaşlarının yanında mutlaka onun ülkü-dava-düşünce arkadaşlarına da saygılarımızı sunmalıyız.

Cumhuriyet kutlaması bir askeri zaferin kutlaması değildir.

Tabii ki askeri zafer olmasaydı, cumhuriyet de ilan edilemezdi ama… Cumhuriyetin ilanı; çağdaş ve uygar düşüncenin, ümmetin alelade bir müridi olmaktan vatandaş olmaya geçişin ve halk egemenliğinin inşasının; yani bu düşüncelerin tümünün birden resmiyet kazanmasıdır.

BUGÜN… İŞTE O GÜNDÜ! BUGÜN… İŞTE O GÜNDÜ!

İşte bunun içindir ki, O’nun etrafında birleşerek bu düşüncelere omuz veren savunan yoldaşlarına da saygılarımızı arz etmeliyiz.

Zihin takıntısı 2:

 Saygı duruşunun “tiiiii…” sesi. [Siz tii borusu da diyebilirsiniz.]

Nereden çıktı bu tiz-ötesi siren sesi?

Yanıtı açık ve net:

-        Melodinin bestekarı Daniel Butterfield’in Amerikan İç Savaşı’nda generalliğe kadar yükselmiş bir iş adamı tarafından yaratılmış bir ağıt…

Anlamı ise, savaşın yıkımlarını belleklere taşımak.

Peki bize bu “tiiii” nasıl ve neden girdi?

Bu boru müziğinin ülkemize ulaşması, ABD’nin Kore’yi İşgal Savaşı’na katkıda bulunmak amacıyla 50 sent karşılığında asker yolladığımız bir döneme, yani o günün siyasilerinin “Küçük Amerika Olma” hayallerinin gündemde olduğu bir sürece rastlıyor.

Zihin takıntısı 3:

Biz halen ne yapıyoruz?

Örneğin bugün olduğu gibi Cumhuriyet Bayramımızı kutluyoruz. Programda ne var?

Saygı duruşu.

İstiklal Marşı…

İstiklal [yani Bağımsızlık] marşımızın temelinde hangi düşünce vardır?

Türkiye halkının emperyalizme karşı duruş ve direniş düşüncesinin ulusal pratiği, eylemi mevcuttur!..

Peki çağımızın Türkiyesi’nde nasıl olup da bu iki birbirine taban tabana zıt düşünce ve eylem birbirine eklenmiş; eklemlenmiştir?

Bu arada küçük bir not:

Amerikan İç Savaşı, köle ticareti ve sömürüsüne dayalı olarak yapılan tarım ekonomisinin egemen olduğu Amerika’nın güney eyaletleri ile serbest ucuz işgücüne gereksinme duyulan sanayiye sahip kuzey eyaletlerinin çıkar çatışmasının bir sonucu idi.

İşte tiii zamazingosu bu çatışmanın sembolüdür.

Sonuç: bu ayıbımızı bir an önce düzeltelim.

Düzeltilmesine katkıda bulunalım...

Editör: Faruk Haksal