MİLLİYETÇİLİK Mİ?... EVET!

Milliyetçilik kavramını “ırk” temelinde ele alırsanız, bu patikadan etnik ayrışmaya, karanlık bir fanatizme ve sonuçta da bölünmeye varırsınız.

Ama ortak bir kültür sentezi temelinde bir ulus yaratmaya kalkıştığınızda ise; uygarlığa, aydınlık düşünceye ve insanlık değerlerine doğru yol alırsınız…

Birincisi faşizmdir.

İkincisi, yerel demokrasiyi öne almış bir sosyal yapılanma ve pratiğe yansımış bir özgürlük hedefidir.

Ülkemiz örneğine gelelim.

Misakı milli hudutları içinde yaşayan bir insan topluluğuyuz.

Kendimizi dışa karşı korumak ve iç güvenliği sağlamak için yapılandırılmış ve aslı-esası bir “hizmet organizasyonu” olmaktan tek adım ileri gitmemesi gereken bir devlet içinde [hep birlikte] yaşıyoruz.

O devletin özgür bireyleri ve eşit vatandaşlarıyız...

Ve bir takım güçlü bağlarla birbirimize bağlıyız.

İşte mesele o bir takım bağların ne olduğu, niteliği ve içeriği konusunda düğümleniyor.

Evet, nitelik ve içerik!..

Ve ne ölçüde uygarlık değerlerinin çerçevesi içinde yer alındığı…

İşte bütün sorun, bu soruların yanıtında birikmektedir.

Eğer bizler bu sorunun yanıtını doğru tespit edebilirsek, milliyetçilik kavramının istismar edilmesinin önüne geçmiş; mehter marşı duyarlılığını öne çıkartarak insanların kandırılmasını önlemiş oluruz.

Her şeyden önce şu gerçeği dile getirelim:

-        Milliyetçilik son derece önemli ve kültürel anlamda korunmaya alınması gereken ciddi [ve bilimsel] bir kavramdır.

Çünkü, emperyalizmin en büyük hedefi, [hemen herkesin bildiği gibi] bölmek, parçalamak ve güçsüzleştirerek yiyip/yutmaktır…

BİLİM NE DİYOR?..

Şimdi gelelim millet kavramının bilimsel kaynaklarına:

Ünlü düşünür Ernest Renan’a göre, milleti yaratan şey, “birlikte acı çekmiş, sevinmiş ve birlikte umut etmiş olmak”tır. O halde Renan’a göre, milleti, ortak bir maziye sahip olan ve gelecekte de birlikte yaşama arzusuna sahip olan insanlar topluluğudur, şeklinde tanımlayabiliriz.

Mustafa Kemal Atatürk’e göre millet: [aynen aktarıyoruz:]

1.- Zengin bir hatıra mirasına sahip bulunan;

2.- Beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakatte samimi olan;

3.- Ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden meydana gelen cemiyete millet namı verilir”

Maziden kalan müşterek zafer ve yeis mirası; istikbalde gerçekleştirilecek aynı program; beraber sevinmiş olmak, beraber aynı ümitleri beslemiş olmak...”  İşte meselenin püf noktası…

1982 Anayasası ise, “Başlangıç” bölümünde çok önemli bir tanımlamaya yer vermektedir. [yine aynen aktarıyoruz:]

Milliyetçilik... bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak bölünmez bir bütün halinde, millî şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen” bir kavramdır.

Irkçılık, Turancılık veya bir din veya mezhep doğrultusunda bütünleşmeyi amaçlayan inanışlar... ‘Türk Milliyetçiliği’ anlamının dışındadır ve... Cumhuriyet esaslarına tamamen aykırı, sosyal ve hukuksal yönden geçerli hiçbir değer taşımayan kavramlardır…

Siyaset dünyamızın tüm “sayın”larının bu tanımlamaları bildiğini var-sayıyoruz.

Ama işte o zaman da… bile bile, nasıl oluyor da bu önemli kavram üzerinden siyaset yaptıklarını, halkın hassas duygularını bu yolla nasıl istismar ettiklerini –ibretle- görüyoruz…

Şaşıp kalıyoruz.

www.soruyusormak.com