Bu yazış tarzını bir türlü anlayamıyorum.

Anlamaya çalışıyorum; ama bir türlü başaramıyorum.

Sözcüğün aslı [bunu biliyorum:] Günaydın.

Ardından bir “lar” eki var.

Haydi bunu da anlar gibiyim.

Yani her halde birden çok kişiye günaydın denmek isteniyor.

Hani mesela, bir Trakya lehçesi olan, “merhabayın,” deyişinden mi esinlenilmiş?.. Meçhul!

Yani herkese merhaba anlamında bir çoğullaştırma denemesi [mi acaba?..]

Peki, Türkçe’nin bu kadar kurcalanmasına yerel şive gerekçesi ile ses çıkartmayalım.

Amaaaaaaaaaa…

Sözcüklerin son harflerinin birden çok kez yazılmasını nasıl izah edeceğiz?

Nasıl gerekçelendireceğiz?

Hata olarak değil, bilerek ve isteyerek böyle bir dil ihlaline nasıl göz yumacağız?

Oysa, her dilin belirli kuralları var; öyle olması gerek.

Hiç kimse, keyfince bu tabu haline gelmiş [yükselmiş] kurallara dokunamaz. Böyle bir ayrıcalık ve yetki kimseye verilmiş değil.

Ancak, dildeki gelişme ile bu kuralların varlığı birbirine asla karıştırılmamalı…

Yeni sözcüklerin dil hazinesine katılması ve yaşayan kültür içinde dilin sürekli olarak kendi kendisini zenginleştiren bir süreç içinde devinmesi, çok farklı nitelikteki bir kültürel gelişmedir.

Evet, belli sözcükler zamanla kullanımdan düşer, eskir, kaybolur gider.

Çünkü dil yaşayan bir organizmadır.

Ancakkkkkkk;

Belirli dilbilgisi kurallarına keyfi olarak uymamanın hiçbir mantığı yoktur.

Örneğin, kitap sözcüğünü keyfiniz öyle istedi diye, kitappppppppp, diye yazamazsınız.

Yazarsanız yanlış yaparsınız.

Dil magandalığına prim vermiş, arka çıkmış olursunuz.

Dilbilgisi kuralları dilin yozlaştırılmasını önleyen ciddiye alınması gereken bir disiplindir.

Evet, bir de bir sözcüğü var; unutmadık.!

Örneğin bir sözcüğünü de, yine canınız öyle istedi diye “bi” diye yazamazsınız.

Belki diliniz sürçer konuşurken, bir sözcüğü içeriğindeki r harfini yutabilirsiniz. Kimse buna bir şey diyemez. Ya da “afiyet olsun,” der geçer.

Ama…

Dilin kuralları şunun-bunun keyfinin kahyası değildir.

Dil bir ülke insanının kültürünün en başta gelen göstergesidir.

Çünkü insanlar dil aracı ile düşünürler.

Kavramlar olmadan, sözcüklerin içini doldurmadan düşünemeyiz.

Düşünemeyince de, olduğumuz yerde patinaj yapar, kayar dururuz.

Onun için, özellikle dil konusunda aklı selim bize, kayıp kültürümüzün dibine yuvarlanmamak için, dilbilgisi kurallarına sıkıca tutunmayı öneriyor.

Siz bilirsiniz.

www.soruyusormak.com

farukhaksal@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fahri Sönmez.. 2021-11-29 19:08:47

ARGOLAŞMA....!
Toplumsal laçkalaşmanın sonucu...Belli kurallara uymama sanki demokrasi ve hürriyetmiş gibi alğı yaratıldı. ..Siyah önlükleri kaldırma gibi. yıkım buradan başladı...