|
İLKELERİMİZ, DÜŞÜNCEMİZ ve HEDEFİMİZ…
Herşey, “soruyu sormak”la başlar…
Sorulmamış soruların cevapları, istediğiniz kadar çaba gösterin, adresine ulaşmaz...
Çünkü insanın beyni, ancak kendi ürettiği sorularının cevapları ile doğrudan ilgilidir.
Sorulmamış soruların cevapları, buza yazılmış yazı gibidir… Silinir gider.
Kol emeğinin kafa emeği ile buluştuğu nokta, “soru” işaretinin dibindeki düşünme sürecidir…
Çünkü, önce soru vardır!..
Soruyu sormak, belirli bir düşünce emeğinin ürünüdür.
Bu nitelikli emeği kişiliğimizin harcına katmadan, sağlıklı bir biçimde “bilgi”ye varamayız. Bilgiye varmadan da düşünceye ulaşamayız…
Düşüncemizi eylemimize katıştırmadan ise, hiçbir yere ve hiçbir menzile varamayız… Ulaşamayız!
İşte her nasılsa ulaşmış bulunduğunuz bu site, sözünü etmeye çalıştığımız bu emekten oluşan düşüncelerin eyleme yüklendiği bir limandır…
Bu liman, aydınlanma devriminin ülkemiz kültürü içindeki bir uzantısıdır.
Bu liman, Doğu – Batı ikileminin kaynaştığı bir merkezdir…
Ve bu limanda, [zorunlu olarak] siyaset vardır…
Evet, “zorunlu olarak” siyaset!..
İstemesek de, ötelesek de, ertelesek de, kaçınılmaz olarak, “bireysel” bir sorumluluk olarak, siyaset.
Bundan vazgeçemeyiz.
Ülkemizin içinde bulunduğu “iğneli-fıçı”yı görmezden gelemeyiz; kendi dikensiz gül bahçemizin duvarları içinde, Dünya’ya, ülkemizin sorunlarına ve çağımızın gerçeklerine sırtımızı dönerek yaşayamayız…
Bu sitenin gündeminin birinci maddesinde sorumluluklarımızla girişilecek amansız bir yüzleşme vardır.
Çağımızın kültürel mirası, Cumhuriyetimizin kazanımları ve Doğu-Batı ikilemi içinde doğup gelişen kişisel kimliğimizle ve öznel varoluşumuzla acımasız bir yüzleşme… Amansız bir hesaplaşma!
Kendisi ile, toplumla, dünya ile, değer yargıları ile, duyguların ve eylemin hercümerci ile, kullanılan dil ile ve halkın tüm katmanları ile ortak bir paydada yer almanın hazzını yaşayarak ve kendini her gün ve her an yeniden inşa ederek yaşamanın sorularını sormak… Ve yanıtlarını yaratarak, eyleme dönüştürmek!...
İşte bu sitede bu türden bir emeğin çalışmasını görecek ve kendinizle ortaklık kurduğunuz ölçüde bizlere katılacaksınız…
Ve işte ilk sorumuzu [Oğuz Atay’ın roman kahramanı] Selim Işık’tan aktararak soruyoruz:
- Ne yapmalı?..
Selim Işık’ın, bireysel bir düzlemden yola çıkarak oluşturduğu toplumcu ve yurtsever bir “ilk-soru”dur bu.
Bu sorunun cevabında; toplumu değiştirecek, emperyalizme karşı tüm yurtseverlerin birliğini tesis edecek ve “sistem”i taşıyacak olan “insan” vardır...
Kolektif hareket, ne denli yetkin organize edilirse edilsin, eğer birey ruhsal düzlemde uygun ve yeterli donanıma sahip değilse, sistemin ayakta kalabilmesi mümkün değildir.
Çare milli’dir.
Yol güzergâhı ise, Samsun – Amasya – Erzurum ve Sivas üzerinden, Ankara’dır.
- Tam bağımsız Türkiye,
- Laik Cumhuriyet,
- Ve Hukuk Devleti…
Ve bütün bu yapı ve sistemi oluşturarak, işlerlik kazandıracak olan donanımlı bireyler…
İşte soruyu sorarak, cevapları arayacak olanlar bu bireylerdir.
Sitemiz ise, bu yoğun çalışma ortamının küçük ve mütevazı bir ünitesidir…
|