Genelkurmay Başkanı Or. General İlker Başbuğ’un basın toplantısında yer alan bir paragraf, bizce Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma güçlü bir ışık tutmaktadır.
Işık tutulan alan, İstanbul Ümraniye’de İstek Vakfı arazisi içinde bulunan silah ve mühimmatlardır…
Televizyon ekranında Sayın Başbuğ, sol elinde tuttuğu boruyu andıran bir cismi halka göstererek altını çize çize ve yavaş yavaş çok önemli iki şey söylemektedir:
1.- Lav bir silah değil; mühimmattır.
2.- Kazılarda toprak altından ambalajlanmış olarak çıkartıldığı ifade edilen bu aparat, boş olan [yani kullanılmış olan] bir lav mermisidir…
Ve Sayın Genelkurmay Başkanı arkasından da o önemli soruyu soruyor:
- Bu 5 adet boş kovanın, paketlenerek toprağın altına saklanmasının amacı ne olabilir?..
Yaşamakta olduğumuz Türkiye gerçeğini ortaya çıkartacak nitelikte kilit bir soru [ya da tespit]’tir bu…
Şimdi, biz de, tıpkı genelkurmay başkanımız gibi altını çize çize ve yavaş yavaş düşünmeye çalışalım:
Evet, bu kullanılmış boş kovan, ambalajlanmış bir biçimde toprağın altında ne aramaktadır?..
Ya da kime ve hangi amaca hizmet etmektedir?
Evet, bu nokta çok önemlidir…
Kazı yapılan yerde bulunan malzemelerle ilgili olarak tutuklanan muvazzaf subayların parmak izleri, malzemeler üzerindeki izlere uymamaktadır.
Peki, Ergenekon soruşturmasına konu edilen bu malzemeler, askeriyenin kullanımında olan bir araziye ne amaçla ve kimler tarafından gömülmüştür?..
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mensup kişilerin boş [kullanılmış] 5 adet kovanı toprağa gömmüş olmaları mantık dışı bir ihtimaldir.
Bu boş kovanlarla ihtilal mi yapılacaktır?
Muvazzaf Türk subayları bu malzemenin boş kovan olduğunu bilmemekte midir?
Peki, nasıl olmuş da bu boş, yani kullanılmış kovanlar ambalajlanmış… Ve toprağa gömülmüştür?..
Ve sonra birileri, Ergenekon savcılarına bir mesaj göndererek, bu boş kovanların yerlerini ihbar etmişlerdir!..
Genelkurmay Başkanımızın sorduğu soru çok önemlidir ve olağanüstü değerdedir…
Bu önemli ve olağanüstü değerdeki soruların cevapları mutlaka verilmelidir…
Ve bu boş kovanları, ambalajlayarak, “Lav Silahları” olarak pazarlayanlar mutlaka bulunmalı, ortaya çıkartılmalı, cezaları verilmeli ve Türkiye, [gerçekten] hukuk Devleti ilkesinin gereklerine, hızla ve yeniden kavuşturulmalıdır…
Aksi halde bu ülke, ambalajlanarak işlerlik kazandırılan daha nice senaryoların gölgesinde, milli güvenliğinin erozyona uğratılmasına seyirci kalacaktır…
Yaşadığımız süreç, her türlü provokasyona açıktır ve ağır riskler taşıyan olaylara gebedir. Gün, soğukkanlı, hukuka saygılı ve gözleri açık uyuma zamanıdır.
Ve dikkatli, sağduyulu ve serinkanlı davranma günüdür…
|