Millet, yani ulus…
Yani, bir ülke içinde yaşayan insanların ortak paydası…
Yani, bizleri birbirimize bağlayan “ortaklık’ların tümü…
Yine yani… ortak dil, ortak kültür, ortak geçmiş, ortak tarih, ortak çıkarlar, ortak idealler, ortak ülkülerin hepsinin toplamı…
Ortak devlet, ortak hukuk ve tek tek bireyler olarak her birimizin ortak savunma içgüdüsünü organize eden Türk Silahlı Kuvvetleri…
İşte bütün bu saydığımız unsurları alt alta yazıp toplarsanız… Millet kavramına ve ulus şuuruna varırsınız.
Ülkenin ekonomisi dibe vuruyorsa, ortak çıkarlarımız zedeleniyor, yara alıyor demektir.
Dilimiz dejenere edilip, yozlaştırılıyorsa, ortak kültürümüz darbe alıyor demektir.
Ve Türk Silahlı Kuvvetleri yıpratılmak isteniyorsa, ortak savunma gücümüz zaafa uğratılıyor demektir.
Bizi biz yapan, meydana getirdiğimiz topluluğu ümmetten, cemaatten ve sürü olmaktan kurtaran unsur, bu saydığımız milli nitelikteki ortaklıklarımızdır.
İşte bu değerlerin korunması, gücün artırılması ve ülkenin dış düşmana ve o düşmanın ülke içindeki uzantılarına karşı korunması, [yani, anti-emperyalist mücadele], ulusçuluktur; milliyetçiliktir…
Esasında milliyetçilik, bir kendini koruma refleksidir.
Bu refleksin modern toplum içindeki organizasyonunu sağlayan enerjidir, ideolojidir, ilkeler toplamıdır…
Ulus olmak, saydığımız unsurları bilince yükseltmekten geçer.
Kendini koruma refleksinin kolektif bir yapıya; üstün bir organizasyona kavuşması anlamına gelir.
Bu düşünceler bütünü, gerçek anlamda bir “ide”olojidir…
Kim ki, bu düşünceler bütününe karşı durmaktadır; bilin ki, o kişi, kurum ya da topluluk, sizin milli-bütünlüğünüzün karşısında yer almaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yıpratılmasından tutun, milli kültürünüze ait değerlerin dejenere edilmesi… Ya da, bizleri birbirimize bağlayan bağları gevşetmeye yönelik her nevi eylem ya da çaba, milli çıkarlarımızın karşısındadır… Milli dayanışmamızın düşmanıdır… Ulusal birliğimizin zararınadır…
Şimdi bu gözlükle çevrenize bir göz gezdirin…
Ulusal basını… Ve anti milli medyayı değerlendirin.
Ne görüyorsunuz?..
Açın iktidar yanlısı gazetelerin sayfalarını…
Size son üç günün gündemini sıralayıverelim:
1.- Mustafa Kemal döneminin faşist bir uygulamadan ibaret olduğu…
2.- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güney-doğudaki barışa karşı olduğu…
3.- Şehit cenazelerinde yükselen milliyetçi duygular karşısında duyulan endişe [ve korku!]
İnanmıyor musunuz, yazdıklarımıza?
Abartılı mı buluyorsunuz?..
O zaman alın bir Taraf Gazetesi yarın; ya da Zaman, ya da Yeni Şafak… Okuyun.
Ama, okurken dudaklarınızı, bizim eşgal-i sülalemiz yönünde kıpırdatmadan okuyun…
Ve bilin ki, bizim yapmaya çalıştığımız, [sadece] Türkiye’nin başına hangi çorapların örüldüğü konusunda, gördüklerimizi, okuduklarımızı ve doğal olarak endişelerimizi sizlere iletmekten ibaret…
Bunu yapmayı görev biliyoruz.
Bu ülkenin halinden ve geleceğinden ciddi anlamda sorumluluk duyuyoruz…
Bu ve benzeri duygu ve düşüncelerimizi de sizlerle paylaşmak istiyoruz
Hepsi bu kadar!..
|