sık kullanılanlara ekle
Günün Sözü
KÜLTÜR, BÜTÜN BİLDİKLERİNİZİ UNUTTUĞUNUZDA, GERİDE KALAN ŞEYDİR...
Anket
SİZCE "HUKUK DEVLETİ" İLKESİNİN EN ÖNEMLİ NİTELİĞİ AŞAĞIDAKİLERDEN HANGİSİDİR?..
Yasaların herkese eşit uygulanması(43 %)
Adli reformların yapılmış olması(7 %)
Yargının tümüyle bağımsız olması ve kararlarını özgür iradesi ile verebilmesi(43 %)
Hakim ve savcıların dürüst olması(5 %)
Davalırın süratle sonuçlandırılması(0 %)
Yargı giderlerinin bedelsiz ya da ucuz olması(0 %)
Toplam 109 Oy (Sonuçlar)
Yazarlarımız
Selami Kareli
Songül Dikbilek
Duygu Tekden
Özge Haksal
Huseyin Pelit
Barlas Özarıkça
Ergun Çınar
[soruyusormak Çalışma-grubu]
Galip Salcı
Filiz Kibritçi
Zeynep Işık
Selma Soyak
Cengiz Özden
Kerim Utkun
Faruk Haksal
Konuk Yazarlarımız
Ahmet Türkan
Uğur Kesim
Sadık Özen
Fahri Alimoğlu
Muhlis Altuncuoğlu
Arslan Kılıç
Bülent Esinoğlu
Şinasi Kula
H. Düzgün
Sabahattin Talu
Burhan Özbey
Oya Erdemir
Ömer F. Yilmaz
Niyazi Doğan
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
Oğuz Atay
Hasan Yalçın
AYDINLANMA, GERÇEK ve SORUYU SORMAK… - Galip Salcı

Aydınlanma, soruyu sormakla başlar…

Soru, çözümün ilk adımı ve belki de anahtarıdır.

Çünkü, soruyu sorabilen bir kafa, [en azından] problemi “farkında”dır.

Ve oluşturulacak olan çözüme herkezden daha çok ihtiyacı olan kişilerin başında yer almaktadır.

Aydınlan Devrimi, ilk önce bireylerin kafalarında oluşmalıdır. Daha sonra sıra, aydınlanmış kafaların bir araya gelerek kurumlaşmaları sürecine gelecektir..

Aydın olmak, dünyayı, toplumu ve kendimizi, aydınlanma süreci içinde yeniden gözden geçirerek, aydınlık bir kafa ile yeniden yaratma ya da yapılandırma denemesidir.

Aydınlanma, önsel olarak bireysel bir sorunsaldır.

Ama aynı zamanda da, içinde bulunulan toplumsal sürecin koşullarından beslenmektedir.

Topluma rağmen birey olabilmek bir deha marifetidir.

Ancak her koşulda bireylik, toplumsal koşulları aşarak ulaşılan bir düzey  ya da mertebedir.

Bu karmaşık gibi görünen ilişkiler ağının ilk basamağı ise, “soruyu sormak”tır…

Soruyu soramayan kişi, o sorunun çözümüne de, [daha başlangıçta] uzak ve hatta yabancı kalmış demektir.

İçine düşülen bu yabancılık ortamı, O’nun, ününe konan çözümler karşısında da isteksiz ve uzak duruşunun bir diğer nedenini oluşturmaktadır.

Soruyu soracağız!..

Koşulları ve geçmiş ön-kabulleri sorgulayacağız.

Ve aklın önünde sinsice oluşturulmuş bulunan barajları aşarak, söke söke sorunun yanıtına doğru [sabırla] ilerleyeceğiz.

Varılan her noktayı özenle sınayacağız her köşe noktasını sağlama[lar]dan geçireceğiz…

Durmadan, bıkmadan ve usanmadan… Sınayacağız, sorgulayacağız… Yani, çalışacağız!

İşte gerçek sevgisi budur.

Bilimsel duruş budur.

Varılan her gerçek parçacığını yeniden yeniden gözden geçirmek ve sorgulamak…

Aydınlanma Devrimi’nin uygar düşünceye getirdiği miras, istif edilmiş bilgi yükü değil, işte bu yöntemdir.

Demek ki bizler de kötü bir miras-yedi gibi değil; bu kültür birikimini sindiren “aydın”lar olarak yaklaşacağız gerçeğe… Gerçeğin sevgisine…Ve tutkusuna!..

Gerçek nedir?

Gerçek, gerçeği araştırma serüveninde varılan son noktadır.

Geçici midir?

Hayır, sadece birbiri üstüne eklenen bir büyük ummandır…

Önemli olan ona ulaşmak değil; ona aşkla bağlı olmak ve tükenmeyen bir sevgi ile onun peşinden gitmektir…

Ünlü bir düşünürün söylediği gibi;

-         Kültür, bütün bildiklerimizi unuttuğumuz zaman, geride kalan şeydir…

 

 

 

 

 

 

Yorumlar:
Kayıtlı Yorum Bulunamamıştır!
Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
Maksimum Karakter Ekleyiniz!
İp: 38.107.191.101
Tarih: 09.02.2010
Arama
En Çok Okunan Yazılar
Duyurular
Google Grupları
Soruyu Sormak
Reklam


İletişim Yayınları