üst logobanner eklearkadaşına önersık kullanılanlara ekleana sayfam yap
İlkelerimiz
ÖYKÜ
ŞİİR
MİZAH
DİL
ÖTEKİ AÇI
GEZİ ANILARI
ÇEVRE
Günün Sözü

KÜLTÜR, BÜTÜN BİLDİKLERİNİZİ UNUTTUĞUNUZDA, GERİDE KALAN ŞEYDİR...

Anket
Gezi Parkı Direniş eylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Baskı ve dayatmalara karşı kendiliğinden gelişen bir sosyal patlamadır.(49 %)
Gençliğin kendi bireysel yaşamı ile ilgili özgürlüklerini koruma refleksidir.(28 %)
Mustafa Kemal’in askerlerinin sahaya inerek ülkenin kaderine el koyma girişimidir.(3 %)
Katılımcı demokrasinin fiilen hayata geçirilmesidir.(7 %)
Yabancı güçler ve faiz lobisinin uygulamaya koyduğu bir tertiptir.(11 %)
Sonuçlar  Eski Anketler
Yazarlar
Faruk Haksal
Bülent Boyer
Selma Soyak
Ferda Kılıç
TEMA Vakfı Basın Açıklamaları
ASTEĞMEN KUBİLAY’I ANARKEN…

Yıl 1930’dur.

Cumhuriyet rejimine karşı ilk irticai kalkışma olan Dersim isyanı yeni bastırılmış, emperyalist güçler tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yeni yeni gedikler açma peşindedirler.

Derken, 23 Aralık sabaha karşı Derviş Mehmet adındaki bir kişinin önderliğindeki silahlı irtica güçleri Menemen’de şeriat ilan etmeye kalkışmaktadırlar.

Askeri müfrezenin başında olaya müdahale eden yedek subay Asteğmen Kubilay ve Hasan ve Şevki adındaki iki mahalle bekçisi ayaklanan bu grup tarafından vahşice öldürülür.

Ancak ayaklanma, yetişen askeri birlikler tarafından şiddetle bastırılır. Derviş Mehmet vurularak öldürülür. Kaçanlar yakalanır ve haklarında hemen kovuşturma başlatılır.

Ardından toplanan bakanlar kurulu, Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir merkez ilçelerinde bir ay süre ile sıkıyönetim ilan edilmesine karar verir. 

Acilen oluşturulan sıkıyönetim mahkemesi, 105 sanığı 15 Ocak 1931”de yargılamaya başlar. Duruşmalar, 25 Ocak’ta tümü ile sona erer… Ve sonuç olarak 105 sanıktan;

  • 37’si için ölüm cezası,
  • 20’sine bir yıl
  • 14’üne üç yıl,
  • 6’sına 15 yıl,
  • 1’ine 12,5 yıl hapis cezası verilir…  27 sanık beraat eder.

Sıkıyönetim, 28 Şubat 1931”de Manisa ve Balıkesir”den, 8 Mart 1931’de de Menemen’den kaldırılır...

Askerliğini yedek subay olarak yapan Kubilay sadece 24 yaşında ve bir Cumhuriyet öğretmeni…

Onu katleden irtica elebaşısı Derviş Mehmet ise, Nakşibendî tarikatına bağlı bir Cumhuriyet düşmanı…

Birisi, Cumhuriyet devrimlerini savunmayı asli görevi olarak benimsemiş Türk Silahlı Kuvvetleri’nin genç bir subayı…

Ötekisi Cumhuriyet rejimini yıkmayı ve yerine emperyalizmin işbirlikçisi padişahı geri getirmeyi kafasına koymuş olan karanlık güçlerin bir piyonu…

Piyon Türk ordusunun genç subayını katlediyor.

Cumhuriyetin ordusu isyanı bastırıyor.

Cumhuriyet’in hukuku bu kişilere gereken cezayı derhal veriyor; mesele kapanıyor.

Hayır kapanmıyor!..

Erteleniyor.

Bugünün Türkiye’sinde Derviş Mehmet’in akrabaları en üst kademelerde siyaset yapmaktadırlar.

Bugün Türk siyasetini yönlendiren birçok kişi, Derviş Mehmet ile aynı tarikatının üyesidirler…

İrtica halen emperyalist güçlerin en önemli silahlarından birisi olarak piyasadaki işlevini keyifle sürdürmektedir.

Ve irtica tehdidi, devletin en üst “güvenlik kurulu” tarafından bir tehdit olmaktan resmen çıkartılmış bulunmaktadır.

Bugünün Kubilayları mı?..

Onlar o günlerde olduğundan daha çokturlar; ama farklı konumdadırlar…

Kimileri faili meçhul cinayetlerin kurbanı olarak toprağın altındadır.

Kimileri zindanlarda “Malta sürgünleri”ni yaşamaktadır…

Peki irtica nerededir?.. Hangi boyuttadır?..

İrtica, makyaja tabi tutulmuştur.

Yumuşatılmıştır… Ilımlı bir hale sokulmuştur…

İrtica milli eğitime sızmış, medyayı abluka altına almış, halkın tümünün kafasını ortaçağ karanlığına doğru devşirmek için dış desteği de arkasına alarak, bayrağını bu memleketin orta yerine dikmiştir…

İrtica bugün sanık sandalyesinde değil, avukat kürsüsündedir…

İşte bizler, Cumhuriyet ordusunun dış destekli irtica tarafından katledilen 24 yaşındaki genç asteğmenini bu koşullarda anıyoruz.

Ve onun hayatı pahasına koruduğu Cumhuriyet değerlerini ve tam bağımsızlık meşalesini elimizde tutmaya çalışıyoruz.

Geldiğimiz yer ve bulunduğumuz konum hazindir…

Acıklıdır. Utanç vericidir.

Seni anarken söyleyebileceğimiz söz sadece şu kadardır:

-         Toprağın bol olsun Cumhuriyetimizin genç bekçisi, aziz kahraman!..

Başka ne diyebiliriz ki?..

 

LÜTFEN “TIK”LAYINIZ:

www.soruyusormak.com

www.dnm-ler.com

www.kitlecizgisi.com

 

Yorumlar:

sabahaddin kürtül.. Kubilaya Allah rahmet eylesin der, bizde daha ne Kubilaylar var hic kormayin arkanizayiz nemutlu türküm diyene 30.12.2010
memduh canbey.. Yazının gideceğinden emin olamadan yazmak ne kadar mümkünse,bir şeyler belki diyebileceğim.. ’Sınıfsal hesaplaşma’ zemini kılınmadan,hiç bir tarihilik çözümleyici bir zemin sunamaz! Sınıf, elbette Üretim esasına göre,gerçek şekil üzerinden toplumsal ve bireysel pozisyonu tanımlayabilir. Geç ve geri ile uzlaşmaya meyyal bir Burjuva yönelimin,bugün dahi hala aşılamamış,feodalizmle ittifakı, kanlı bir hesaplaşmadan geçilmemişhesaplaşılmamış ve de tekerrür üzre yaşamın dönüp dönüp önüne çıkacağı tarihsel geçmişi,Dersim gibi ’geçmiş direncin’ beynini dağıtacak bir irade göstermemişsen, safdil ’inananlar’ bedeml ödemeye devam edecek demektir. Her iki koldan,bu toplumun alın teri peşkeşine üşüşen ve bunun da yetmediği şartları dış ilişkilerini ortak ederek bir toplumun kanına doğranmaya devam edecek ekmeğin,’asıl sahipleri’ayağa kalkmadan,adı’Kubilay olan güzellikler,boğazlayanların menhus ittifakı ile,şerefsizlikleri ile yaşarlar ’içimizde’!!  23.12.2010
Yorum Ekle
Ad & Soyad
Eposta
Mesaj
Maksimum  Karakter Ekleyiniz!
İşlemi yapınız sonucu kutucuğa yazınız!
58066
Geri  Yukarı
Arama
En Çok Okunan Yazılar
OZON TABAKASI NİYE DELİNDİ?..
ANTEP NİÇİN “GAZİ” OLDU?..
BAŞBAKANI KİM SEÇİYOR?..
RAKI’NIN MEZESİ, FELSEFESİ ve HİKMET-İ MUCİZESİ…_ Faruk Haksal
FELSEFE NEDEN GEREKLİDİR?
KATILIMCI DEMOKRASİ İÇİN İKİ UNSUR GEREKLİDİR... Faruk Haksal
AZİZ YILDIRIM NİÇİN TUTUKLU?..
OZON TABAKASINI DELMEK ve DEFTERLERİ DÜRMEK...
TOHUM ÜRETMEK ARTIK YASAK!..
4 MURAT FERMANI ve ANAYASA’NIN 58. MADDESİ…
Duyurular
Linkler
Gazeteler
Hava Durumu
Reklam

İletişim Yayınları